bugün oldukça garip bir gün. yani ne bileyim içinde çok fazla duygu var çok garip duygular ve bi anlam ifade etmiyolar. sabah ilk kalkışım hayalkırıklığı doluydu. annanemin telefonuyla uyandım ve ananem işte “sütlaç yaptım özledim seni gel bize” gibisinden iki saat dil döktü. dedim yok annane bugün olmaz bi ara uğrarım falan. sonra annanem iki saat konuşmaya başladı “dersler iyimi bak kandırma bizi iyi olsun dersler çalış yavrum aferin” falan gibisinden.. tabi hayal kırıklığının bununla alakası yoktu. o gece rüyamda annemin rüyasına girmeyi denicektim (lucid dreaming) ve hani kendi rüyamı kontrol etmek dışında başkasının rüyasına girmeyi hiç denememiştim ve bu biraz hüsranla sonuçlandı çünkü o gece rüya görmedim. o kadar saçmaydı ki herşey karanlık rüya falan yok yani ve ben şey diyorum böyle ” BI SANIYE YA RÜYA OLMALI OFF BILINCLIYIM TAMAM RÜYADAYIM ŞUAN BUNU DA BILIYORUM AMA RÜYA YOK!?!?! ” şeklinde bir dumur yaşadım rüyamda. herşey karanlık falan. neyse sonra önceki geceki rüyama dönmeye çalıştım. o arada şimşek hızıyla gözümü açıp kapadım (evet bi saniyeliğine uyandığmı da söyleyebiliriz) ve “heh tamam rüyadayım” kararını verip bilinci yerine getirdim. sonra ama yine bisey yapamadım neden çünkü annanem uyandırdı :pof:
neyse kalktım bi şekil falan acaip sıkıcı bi gün yani böyle dinlediğim müzikleri içimden dinleyesim gelmiyo, paso yeni bi sigara yakıyorum ama bi türlü keyif alamıorum, kahvaltıda sosis yiyorum fakat mutlu olmuyorum falan acaip sıkıcı bi gün olduğuna karar verdim bugünün. dün geceden bu sabaha kadar olan zaman sürecinde vermem gereken kararları verdiğimi düşünerek bilgisayar karşısına oturdum. sıkıntıdan ona buna sataşıp yine tatmin olamazken bir baktım zaman geçmiş baya. diyorum hani oturup bi film izleyim falan tamam düşüncesi çok cezbetmiyo belki ama yapabileceğim birşey ama bi türlü oturp da başlayamıyorum hiçbişeye. hazırlamam gereken bir dönem ödevim var gerçi kontrol tarihi teee kasımdaydı ama götürmedim ben hocaya şimdide puanım kırılmasın bunu telafi ediyim diye tamamını bitirip götürmeye karar verdim. konu da güzel gerçi konum isveç beşeri coğrafyası ama ne biliyim oturucaksın bariz kitap yazıyomuş gbi inceliceksin iki saat yok nüfusuydu yok ekonomik şeyleri falan. ondan da ötesinde hani olayın başlangıcı olan bir proposal yazma bölümü var ki bu beni öldürüyor. hani dışarı çıkmam gerekiyomuş gbi hissediyorum o kadar sıkıldımki şöyle dışarı çıkayım falan ama yok o da olmuyo niye çünkü üşeniyorum (hay allam düştüümüz durumlara bak)
sonra kendimden tırsmaya başladım hatta dedim ki lan sen bu durumda ne kadar devam ediceksin falan, şöyle bi odanın haline baktımda çok vahim hakkaten. yerde yastıklar kitaplar neyin içinden düştüğü belli olmayan kocaman bir kağıt yığını, yatak dağılmış yorgan tomar olmuş resmen. dolapların kapısı açık raflarından birer kazak kolu falan sarkıyo. boş kola şişesi var masanın üzerinde, 2 boş sigara pakedi bi tane de yarım dolu sigara pakedi var. böyle ortada orda burda cdler var. çıkarıp atılmış tshirtler falan. bilgisayar çevresinde içilip bırakılmış boş kupalar falan. dedim hay allahım tam bir asosyal oda hayatına dönmüş burası. eh tabi toplamaya götüm yemedi o ayrı fakat yinede dedim bundan kurtulmalıyım baksana ev beni yutuyo falan. neyse sevgili arınç(lizmie)‘a verdiğim sözü tutmak bahanesiyle babamın ofisine gitme kararı aldım işte kamera alıcaktım yeni, kameram bozulmuştu. ama sonra ondan da caydım üşengeçlik nedeniyle. tam film izlemeye inecekken birden ay dur şimdi kim inecek oturup bi yazı yazim bari bloguma diyerekten bunu yazmaya başladım. valla gerçekten bugünün nasıl bu boğuculuğundan kurtulcaamı bilmiyorm. dışarda da yağmur yağıyo. hani birileriyle görüşeyim dicem ama istemiyorum. sanırım aşşa inip önce bi film izleyip sonrada kitap okicam. akşam da annemin rüyasına girmeyi bir daha denerim. babama da telefon açayım alsın bi kamera uğraşamicam. inşallah unutmaz alır bu sefer ehaaeh
telefonuma alakasız mesajlar geliyo kırk yılda bi 10 kontür buldum zaten şimdi onlara cevap verme zorunluluğunda hissediyorum ama hani cevap verirsemde o bulduğum kontürlerde bok yere tükenicek die canım sıkılıyo. neyse bi ark aradı işte bu hafta buluşalım falan tamam dedim.
bide kiki (gülnur) bi site bulmuş efenim, tam bizim ilgilendiğimiz müzik türü hakkında bir arşiv sitesi resmen. jrock station diye. hatta burdan da o siteyi veriyim siz de bakarsınız. hemen nogod diye bi grup indirdim kikinin tavsiyesi üzerine, baktım harbi iyiymis. zaten bugünü de dir en grey günü ilan ettim paso onları dinliyorum falan. acaba noluyor eskiye dönüşmü yaşıyorum bilemem. ama böyle hardcore müzikler işte yok jrocktı işte screamo falan gibi şeyler bana hep bi gaz vermiştir. dışarı çıkp ordan burdan atlayası geliyo insanın. özellikle patenlerle eaheah
aslında güzel fikir bi ara patenleri alıp çıkmak lazım ya.. =)
neyse bu haftanın ilk günü bugün tamam belki çok ziyan ediyorum ama söz bundan sooraki günlerde baya ilginc şeyler yapıp o rutinliği bozucam. zaten çarşamba günü falan irem ben ve dilara beraber beyazıta falan inip orada sahafları didik didik etmeyi teker teker tüm kitaplara bakıp güzel bişeyler almayı düşünüyoruz. hatta bu yolculuğumuzun sonunda beşiktaşa da uğrayıp bi sürü dvd de alıcaz. ama önümüzde jens lekman (tamam jens lekmandan başka bi yazımda ayrıca bahsedicem) konseri var. o konser içinde bi takım birikimler yapmak durumundayız şuan. o nedenle nası olacak tüm bunlar bilmiyorum.
neyse, siteyi vereyim ve aşşa bi film izlemeye iniyim o zaman. dir en grey - myaku eşliğinde yazımı bitiriyorum. bitiriyoruuuuuum ve bitti. hop.
J-Music Station (Jrock Arşivi)
![]()